Doğanın "Sıvı Altını": Zeytinyağı Gerçekten Her Derde Deva Mı?
- Sena Hacıoğlu
- 22 Oca
- 2 dakikada okunur

Antik çağlardan beri "Sıvı Altın" olarak adlandırılan ve Akdeniz insanının uzun yaşam sırrı olarak bilinen zeytinyağı, şüphesiz doğanın insanlığa sunduğu en güçlü şifa kaynaklarından biridir. Ancak sorunuzun kısa cevabı: Hayır, tek başına her derde deva bir sihirli değnek değildir; fakat doğru kullanıldığında mucizeye en yakın besindir. Zeytinyağını sadece bir "yemek yağı" olarak görmek ona büyük haksızlık olur; o, biyolojik aktif bileşenlerle dolu, ilaç niteliğinde bir meyve suyudur. Özellikle Erken Hasat Soğuk Sıkım (Extra Virgin) zeytinyağları, daha önce konuştuğumuz o güçlü antioksidanlar olan polifenoller açısından inanılmaz derecede zengindir.
Zeytinyağının "her derde deva" algısı, vücuttaki en temel sorun olan enflamasyonu (yangıyı) düşürme yeteneğinden gelir. İçeriğindeki Oleokantal maddesi, doğadaki en güçlü anti-inflamatuar bileşenlerden biridir ve etkisi İbuprofen gibi ağrı kesicilerle kıyaslanır. Kaliteli bir zeytinyağı yuttuğunuzda boğazınızı hafifçe yakmasının sebebi asit değil, işte bu şifalı fenolik bileşenlerdir. Kalp damar sağlığını koruması, kötü kolesterolü (LDL) düşürüp iyi kolesterolü (HDL) yükseltmesi ve damar sertliğini önlemesi bilimsel olarak kanıtlanmış en büyük faydalarıdır. Ayrıca beyin sağlığı için de kritiktir; Alzheimer ve demans gibi nörodejeneratif hastalıklara karşı koruyucu bir kalkan görevi görür. Ancak madalyonun diğer yüzünde "dozaj" gerçeği vardır. Zeytinyağı %100 yağdır ve kalorisi oldukça yüksektir (1 yemek kaşığı yaklaşık 120 kalori).
Oleokantal ve Polifenoller: Boğazdaki Yanma Hissi

Zeytinyağının gerçek gücü, yağ asitlerinden çok içindeki mikro bileşenlerden gelir. Oleokantal, vücuttaki kronik iltihabı kurutur. Eğer bir zeytinyağı boğazınızı yakıyorsa (geniz bölgesinde karabiber acılığı gibi), bu onun asitli olduğunu değil, antioksidan (polifenol) değerinin yüksek olduğunu gösterir. Bu "acı ilaç", hücrelerin paslanmasını önleyen anahtardır. "Faydalı" diyerek kontrolsüzce tüketmek, kilo alımına ve karaciğer yağlanmasına yol açabilir. Ayrıca her zeytinyağı aynı değildir; rafine edilmiş (Riviera) veya yüksek ısıya maruz kalmış yağlarda polifenollerin çoğu ölür, geriye sadece kalori kalır.
Kalp ve Beyin Kalkanı: Damarların Dostu

Akdeniz diyetiyle beslenen toplumlarda kalp krizi oranlarının düşük olmasının başrol oyuncusu zeytinyağıdır. Tekli doymamış yağ asitleri (Oleik Asit), damar duvarlarının esnekliğini korur ve kan basıncını (tansiyonu) dengeler. Aynı zamanda bağırsak mikrobiyotası için de harika bir düzenleyicidir, sindirimi kolaylaştırır ve kabızlık gibi sorunlara doğal çözümdür. Dolayısıyla zeytinyağı, kanseri tek başına iyileştirmez veya diyabeti bir günde yok etmez; ancak bu hastalıkların oluşma riskini minimize eden ve vücudun kendini onarma kapasitesini maksimize eden en sadık müttefiktir.
Zetinyağ Ne Zaman "Deva" Olmaktan Çıkar?

Yüksek Isı: Zeytinyağının dumanlanma noktası sanıldığından yüksektir (yaklaşık 190-210°C), yani yemek pişirmek için uygundur. Ancak çok yüksek ısıda "yakılırsa" trans yağlara dönüşebilir ve toksik hale gelebilir.
Saklama Koşulları: Işık, hava ve sıcaklık zeytinyağının en büyük düşmanıdır. Şeffaf plastik şişede, güneşin altında bekleyen bir yağ, şifa özelliğini kaybedip okside olur (bozulur).
Kalori Tuzağı: Salatalara "göz kararı" boca etmek, günlük kalori limitinizi hızla aşmanıza neden olur. İlaç niyetine, ölçülü tüketilmelidir.







