top of page

Eski Türk Mitolojisi: Ergenekon Destanı ve Gök Tanrı İnancı

  • Yazarın fotoğrafı: Sena Hacıoğlu
    Sena Hacıoğlu
  • 23 Oca
  • 3 dakikada okunur

Eski Türk Mitolojisi: Ergenekon Destanı ve Gök Tanrı İnancı

Orta Asya’nın uçsuz bucaksız bozkırlarında filizlenen Eski Türk Mitolojisi, sadece masallardan veya efsanelerden ibaret bir anlatı bütünü değildir; o, bir milletin varoluş kodlarını, doğayla olan kutsal bağını ve evrensel düzen anlayışını yansıtan derin bir inanç sistemidir. İskandinav veya Yunan mitolojisi gibi insanımsı zaaflara sahip, birbirleriyle savaşan çok tanrılı bir panteondan ziyade, Türk mitolojisinin merkezinde mutlak, soyut ve her şeyi kuşatan tek bir güç bulunur: Gök Tanrı (Tengri). Bu inanç sistemi, doğadaki her nesnenin (dağ, su, ağaç) bir ruhu (iyesi) olduğuna inanılan Şamanizm ritüelleriyle harmanlanmış, ancak temelde tek bir yaratıcıya dayanan "Kozmik Tevhid" anlayışıdır. Türkler için gökyüzü, sadece atmosferik bir tabaka değil, "Kök Tengri"nin (Mavi Gök) sonsuz çadırıdır. Hükümdarlar (Kağanlar), güçlerini (Kut) doğrudan Tanrı'dan alırlar ve bu güç, halkı adaletle yönetmeleri için onlara verilmiş bir emanettir. Bu inanç sisteminin en güçlü, en sarsıcı ve millet olma bilincini aşılayan hikayesi ise şüphesiz Ergenekon Destanı'dır. Bir yok oluşun eşiğinden dönüp, yüzyıllar sonra demirden bir dağı eriterek yeniden tarih sahnesine çıkışın öyküsü olan Ergenekon, Türklerin "Diriliş" manifestosudur.

Gök Tanrı (Tengri) İnancı: Evrenin Mavi Çatısı ve Denge

Eski Türk Mitolojisi: Ergenekon Destanı


Eski Türklerde "Tengri", yaratılmamış olan, ezelden beri var olan ve ebedi olandır. O, hem gökyüzünün kendisi hem de onun ötesindeki yüce iradedir. Bu inançta Tanrı ile kul arasına ruhban sınıfı girmez; her birey başını göğe kaldırıp Tanrı'ya yakarabilir.

  • Üçlü Kozmos: Evren üç kattan oluşur: Gök (Tanrı'nın mekanı), Yer (İnsanların ve Yer-Su ruhlarının mekanı) ve Yeraltı (Kötü ruhların ve Erlik Han'ın mekanı).

  • Doğa ile Uyum: Tengricilik, doğaya hükmetmeyi değil, onunla uyum içinde yaşamayı öğütler. Bir ırmağı kirletmek veya gereksiz yere bir ağacı kesmek, sadece bir suç değil, aynı zamanda Tanrı'nın düzenine karşı bir günahtır. Yanında dişi ve doğurganlığı temsil eden Umay Ana gibi koruyucu ruhlar bulunsa da, mutlak karar verici her zaman Tengri'dir.

Ergenekon Destanı: Ateş, Demir ve Özgürlük

Eski Türk Mitolojisi: Ergenekon Destanı


Ergenekon, fiziksel bir mekandan ziyade, bir milletin "kuluçka dönemi"ni simgeler. Düşmanlarından kaçıp sığındıkları bu vadi, onlara güvenli bir liman olmuş, ancak zamanla bir hapishaneye dönüşmüştür.

  • Demir Dağı Eritmek: Türklerin demircilikteki ustalığı, bu destanda mitolojik bir boyuta taşınır. Dağın eritilmesi için 70 yere 70 körük kurulması, ateşin ve demirin kutsallığını gösterir. Demir, Türk mitolojisinde kötü ruhları kovan, güç ve medeniyet simgesidir. Dağın erimesiyle açılan yol, sadece coğrafi bir geçit değil, esaretten özgürlüğe, karanlıktan aydınlığa geçiştir. Bu olay, Türklerin zorluklar karşısında "yol yoksa yol açarız" felsefesinin temel taşıdır.

Kutsal Rehber: Asena ve Bozkurt’un İzi

Destan, düşmanları tarafından hileyle yenilgiye uğratılan ve soykırıma tabi tutulan Türklerden geriye kalan iki ailenin (Kıyan ve Nüküz), sarp dağların arasındaki gizli bir vadiye sığınmasıyla başlar. Yüzyıllar boyunca bu vadide çoğalan, güçlenen ve oraya sığmaz hale gelen Türkler, atalarının intikamını almak ve dünyaya yeniden hükmetmek için o vadiden çıkmak zorundadır. Ancak tek çıkış yolu, demir madeniyle kaplı devasa bir dağdır. İşte o an, Türk'ün madencilikteki ustalığı, inancı ve azmi devreye girer. Bu destan, Nevruz'un (Bahar Bayramı) da kökenidir; çünkü dağın eritilip çıkıldığı gün, Türklerin yeniden doğuş günü olarak her yıl 21 Mart'ta kutlanmıştır. Ergenekon'dan çıkışta ve Türklerin diğer türeyiş efsanelerinde Bozkurt (Gök Börü), merkezi bir figürdür. Kurt, Türkler için bir totemden öte, bir ata ve rehberdir. Ergenekon'dan çıkış yolunu bulamayan Türklere, gizemli bir Bozkurt (Börteçine) rehberlik etmiştir.

  • Neden Kurt?: Kurt, evcilleştirilemeyen tek hayvandır; boynuna tasma takıldığında ölür. Bu yüzden "Bağımsızlık" (Özgürlük) karakteri Türk milletiyle özdeşleştirilmiştir. Ayrıca kurt sürüsünün hiyerarşik yapısı, dayanışması ve savaş taktikleri (Turan Taktiği/Kurt Kapanı), Türk devlet yapısına ve askeri stratejisine ilham kaynağı olmuştur. Asena efsanesinde dişi bir kurt, kolları ve bacakları kesilen yaralı bir çocuğu (Türk soyunun son temsilcisini) emzirip büyüterek milletin yok olmasını engellemiştir.


AVIORESBLOG

Künye 

Güncel, doğru ve özgün bilgilerin adresi..

Temsilci: Sena Hacıoğlu

Adres: İstiklal Mah. Çark Cad.  273 nolu bina kat:2 daire: 207 Serdivan/ Sakarya

Türkiye

İletişim: avioresblog@gmail.com

Kullanım Koşulları        Gizlilik Politikası         Çerez Politikası

  • Instagram
  • Pinterest
  • TikTok
  • İş Parçacığı
© Copyright®

2023, AVIORESBLOG tarafından kurulmuştur.

bottom of page