Eyyam-ı Bahur: Cehennem Sıcakları, Sirius’un Ateşi ve Kadim Yaz Geleneği
- Sena Hacıoğlu
- 7 gün önce
- 2 dakikada okunur

Yaz mevsiminin tam ortasında, takvimler Temmuz sonunu ve Ağustos başını gösterdiğinde, hava sadece ısınmakla kalmaz; adeta ağırlaşır, yoğunlaşır ve nefes almayı zorlaştıran görünmez bir duvara dönüşür. Halk arasında "Cehennem Sıcakları", "Afrika Sıcakları" veya en kadim tabiriyle Eyyam-ı Bahur olarak bilinen bu dönem, yılın en kavurucu ve en boğucu günlerini temsil eder. Termometreler yüksek dereceleri gösterirken, havada asılı kalan nem, hissedilen sıcaklığı insan tahammülünün sınırlarına taşır. Ancak Eyyam-ı Bahur, sadece meteorolojik bir "yüksek basınç" olayı değildir; kökeni Antik Roma’dan Arap coğrafyasına, denizcilik kültüründen astrolojiye kadar uzanan binlerce yıllık bir takvim bilgisidir.
Eyyam-ı Bahur, kelime kökeni olarak Arapça’dan gelir ve "Buhar Günleri" veya "Kızgın Sıcak Günler" anlamını taşır. Kuzey Yarımküre'de, özellikle Akdeniz havzasında ve ülkemizde 31 Temmuz ile 7 Ağustos tarihleri arasına denk gelen bu süreçte, rüzgarlar kesilir, yaprak kımıldamaz ve güneş en yakıcı yüzünü gösterir. Eskiler bu günleri sadece sıcaktan korunmak için değil, aynı zamanda kışlık erzak hazırlamak, deri kurutmak ve denizin "mayalanmasını" beklemek için de bir işaret fişeği olarak görmüştür. Modern meteoroloji bu durumu "Basra Alçak Basıncı"nın etkisiyle açıklasa da, bu günlerin ardındaki mitolojik ve astrolojik hikaye, bizi gökyüzünün en parlak yıldızı Sirius’a götürür. Eyyam-ı Bahur, kozmik bir saatin çaldığı ve dünyanın ateşle sınav verdiği o kritik zaman dilimidir.
Astrolojik Köken: "Köpek Günleri" (Dies Caniculares) ve Sirius

Eyyam-ı Bahur’un Batı dillerindeki karşılığı "Dog Days" yani "Köpek Günleri"dir. Bu isimlendirme, sevimli dostlarımızdan değil, gökyüzünün "Büyük Köpek" (Canis Major) takımyıldızının kalbi olan Sirius yıldızından gelir. Antik Yunan ve Roma inancına göre, yazın en sıcak günlerinde Sirius yıldızı, Güneş ile aynı anda doğar ve gökyüzünde birlikte yükselir.
Eskiler, Sirius’un o muazzam parlaklığının ve enerjisinin, Güneş’in ısısına eklendiğine ve bu yüzden havaların dayanılmaz derecede ısındığına inanırlardı. Yani Eyyam-ı Bahur, aslında iki güneşin (Güneş ve Sirius) birleşik ateşi olarak görülürdü. Astrolojiye göre bu dönem, enerjinin kontrolsüzce yükseldiği, insanların daha öfkeli (kanının kaynadığı) ve doğanın daha vahşi olduğu bir zaman dilimidir. Sirius’un bu "kavurucu" etkisi, mitolojide kuraklık, salgın hastalıklar ve delilikle ilişkilendirilmiştir.







