Maya Mitolojisi: Takvim, Kıyamet ve Dört Yaratılış Dönemi
- Sena Hacıoğlu
- 23 Oca
- 3 dakikada okunur

Orta Amerika’nın sık ormanlarında, Guatemala ve Yucatan yarımadasının derinliklerinde yükselen Maya medeniyeti, tarihin gördüğü en yetenekli astronomlara ve matematikçilere ev sahipliği yapmıştır. Ancak Mayaları diğer antik toplumlardan ayıran temel özellik, onların zamana olan takıntılı tutkularıdır. Roma veya Yunan mitolojisindeki gibi insani zaafları olan tanrılardan ziyade, Maya mitolojisinin merkezinde "Zaman" ve onun sonsuz döngüleri yer alır. Onlara göre zaman, başlangıcı ve sonu olan düz bir çizgi (lineer) değil, sürekli kendi içine dönen devasa çarklardan oluşan bir döngüdür (siklik). Bu kozmolojik bakış açısı, evrenin daha önce defalarca yaratılıp yok edildiğine ve şu an içinde yaşadığımız çağın da bir gün sona erip yenisinin başlayacağına olan inancı doğurmuştur.
Maya mitolojisinin kutsal kitabı olan Popol Vuh ("Konsey Kitabı" veya "Halkın Kitabı"), evrenin oluşumunu ve tanrıların insanı yaratma çabalarını anlatır. Bu metinler, sadece dini birer anlatı değil, aynı zamanda gökyüzü hareketlerinin yeryüzündeki izdüşümleridir. Mayalar için gökyüzü devasa bir saat, yeryüzü ise bu saatin işlediği sahnedir. Rahipler, yıldızların konumuna bakarak savaş zamanlarını, hasat dönemlerini ve kurban ritüellerini belirlerdi. Modern dünyanın 2012 yılında "kıyamet kopacak" korkusuyla tanıdığı Maya kehanetleri de aslında bu döngüsel zaman anlayışının Batı zihniyeti tarafından yanlış yorumlanmasından başka bir şey değildir. Mayalar, dünyanın sonunu değil, bir çağın (Baktun) bitip yeni bir çağın başlayacağını öngörmüşlerdir. Onların mirası, taş tabletlere kazınmış korkutucu kehanetler değil, insanın kozmosla olan uyumunu ve zamanın ritmini anlama çabasıdır.
Popol Vuh ve Dört Yaratılış Denemesi: Çamur, Tahta ve Mısır

Popol Vuh’a göre, tanrılar (Tepeu ve Gucumatz), kendilerine tapınacak ve isimlerini zikredecek bir varlık yaratmak istemişlerdir. Ancak bu süreç tek seferde başarılı olmamıştır; "deneme-yanılma" yoluyla ilerlemiştir.
Birinci Yaratılış (Çamur İnsanlar): Tanrılar insanı önce çamurdan ve topraktan yaratmıştır. Ancak bu varlıklar yumuşaktı, ayakta duramıyorlardı ve ıslandıklarında eriyip gidiyorlardı. Konuşabiliyorlardı ama zekaları yoktu. Tanrılar bu başarısız denemeyi yok etti.
İkinci Yaratılış (Tahta İnsanlar): Daha sonra ağaçtan/tahtadan insanlar yapıldı. Bunlar sağlamdı, konuşuyor ve çoğalıyorlardı ama ruhları ve kalpleri yoktu. Yaratıcılarını hatırlamadılar. Tanrılar onları büyük bir sel ile yok etti; sağ kalanlar ise ormana kaçıp maymunlara dönüştü (Maymunların insana benzerliğinin Maya mitolojisindeki açıklaması budur).
Üçüncü ve Son Yaratılış (Mısır İnsanlar): Sonunda tanrılar, kutsal beyaz ve sarı mısırdan hamur yoğurarak insanı yarattılar. Mısır, Maya kültüründe yaşamın özüdür. Bu yeni insanlar (yani bizler), hem akıllıydı hem de tanrılarına şükretmeyi biliyorlardı.
Zamanın Çarkları: Haab, Tzolkin ve Uzun Sayım

Mayalar tek bir takvim kullanmazdı; birbirine geçmiş dişliler gibi çalışan üç farklı zaman sistemine sahiptiler.
Tzolkin (Kutsal Takvim): 260 günlük bir döngüdür. 13 sayı ve 20 gün adının kombinasyonundan oluşur. İnsanın hamilelik süresine (yaklaşık 9 ay) denk gelir ve dini ritüeller ile kişisel kaderin belirlenmesinde kullanılır.
Haab (Güneş Takvimi): 365 günlük bir döngüdür (18 ay x 20 gün + 5 uğursuz gün). Tarımsal faaliyetler için kullanılırdı.
Uzun Sayım (Long Count): İşte meşhur 2012 tarihini işaret eden takvim budur. Kısa döngülerin ötesinde, binlerce yılı kapsayan "Baktun" adı verilen çağları hesaplar. M.Ö. 3114 yılında başlayan bu takvim, zamanı doğrusal bir şekilde kaydeder.
2012 Fenomeni: Kıyamet mi, Uyanış mı?

21 Aralık 2012 tarihi, Maya Uzun Sayım takviminde 13. Baktun'un sonuydu (13.0.0.0.0). Batı dünyası bunu "Kıyamet Günü" olarak yorumlayıp paniğe kapılsa da, Mayalar için bu bir "Kilometre Sayacı" mantığıydı. Arabanızın kilometresi 99.999'dan sonra 00.000'a döndüğünde arabanız patlamaz; sadece yeni bir döngü başlar.
Yenilenme: Mayalara göre her çağın bitimi, kozmik bir temizlik ve yenilenmedir. 13. Baktun'un bitişi, materyalist çağın sonunu ve ruhsal bir uyanışın başlangıcını simgeliyordu. Yani onlar ateşler içinde bir son değil, bilincin yükseldiği yeni bir "Güneş Çağı" öngörmüşlerdi. Bu tarih, korkunun değil, kutlamanın zamanıydı.







