Miraç Mucizesi Nedir? Kandil Gecesine Özel Bilgiler
- Sena Hacıoğlu
- 3 Oca
- 3 dakikada okunur

İslam tarihinin en gizemli, en olağanüstü ve insan aklının sınırlarını zorlayan hadisesi şüphesiz Miraç mucizesidir. Kelime anlamı itibarıyla "yukarı çıkmak, yükselmek, merdiven" manalarına gelen Miraç; Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v.) bir gece Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya, oradan da semaların katlarını aşarak Yüce Yaratıcı’nın huzuruna kabul edildiği kutlu bir yolculuktur. Bu hadise, sadece fiziksel bir yer değiştirme değil, alemlerin Rabbi ile kulu arasındaki en hususi, en mahrem ve en yüksek buluşmadır. Miraç, Peygamber Efendimiz’in "Hüzün Yılı" olarak adlandırılan; eşi Hz. Hatice ve amcası Ebu Talib’i kaybettiği, Taif’te taşlandığı ve müşriklerin baskılarının zirveye çıktığı en zor zamanında, Allah tarafından kendisine sunulan bir teselli armağanıdır. O gece Cebrail (a.s) rehberliğinde gerçekleşen bu yolculuk, İsra (gece yürüyüşü) ve Miraç (göğe yükseliş) olmak üzere iki safhada gerçekleşmiştir. Mekke’den Kudüs’e yapılan yolculukta zaman ve mekan kavramları dürülmüş, Efendimiz burada diğer peygamberlere imamlık yaparak namaz kıldırmış ve ardından "Sidretü'l Münteha" denilen, yaratılmışların bilgisinin tükendiği son sınıra yükselmiştir.
Miraç, modern insanın anlamakta zorlandığı metafizik bir olay gibi görünse de, aslında ruhun maddeye, imanın şüpheye ve sonsuzluğun sonlu dünyaya galip geldiği bir manifesto niteliğindedir. O gece gök kapıları açılmış, melekler alemi bu kutlu misafiri selamlamış ve Peygamberimiz (s.a.v.), cennet ve cehennemin hallerini bizzat müşahede etmiştir. Bu mucize, bizlere Allah’ın kudretinin sınırsızlığını ve kuluna ne kadar yakın olduğunu hatırlatır. Miraç’ta perdesiz ve vasıtasız gerçekleşen o ilahi görüşme, müminler için namaz ibadetiyle formüle edilmiştir.
"Namaz müminin miracıdır" denilmiştir; yani her mümin, seccadesinin başında "Allahuekber" dediğinde, aslında ruhen Rabbinin huzuruna yükselmekte ve kendi miraconu yaşamaktadır. 2026 yılının bu mübarek kandil gecesinde, Miraç hadisesini sadece tarihsel bir olay olarak anmak yetmez; o gecenin getirdiği hediyelerin paketini açmak, içindeki mesajları okumak ve hayatımıza tatbik etmek gerekir. Miraç, düşen, yorulan ve daralan ruhlar için "Yüksel ve Arın" çağrısıdır.

Kuran-ı Kerim’in İsra Suresi’nde ve Necm Suresi’nde işaret edilen bu yolculuk, mantık kurallarının ötesinde bir aşk yolculuğudur. "Burak" adı verilen binek ile başlayan İsra yolculuğu, Kudüs’teki Mescid-i Aksa’da manevi bir zirveye ulaşır. Burası, yeryüzündeki tüm peygamberlerin mirasının Hz. Muhammed’e (s.a.v.) devredildiği yerdir. Ardından başlayan gök yolculuğunda (Miraç), Peygamberimiz her gök katında Hz. Adem, Hz. İsa, Hz. Musa ve Hz. İbrahim gibi peygamberlerle görüşmüş, onlarla selamlaşmıştır. En nihayetinde Cebrail’in bile "Bir adım daha atarsam yanarım" diyerek geride kaldığı Sidretü'l Münteha sınırını geçerek, "Kab-ı Kavseyn" makamında, keyfiyetini bilemeyeceğimiz bir şekilde Allah ile görüşmüştür. Bu, insanlığın ulaşabileceği en son ve en yüksek mertebedir.
Miraç, ümmet için eli boş dönülen bir yolculuk değildir. Efendimiz bu kutlu seferden üç büyük hediye ile dönmüştür. Birincisi ve en önemlisi Beş Vakit Namazdır. Namaz, o gecenin bir hatırası olarak müminlere farz kılınmış, kulun günde beş defa Yaratıcısının huzuruna çıkma bileti olmuştur. İkincisi, Kuran-ı Kerim’in özeti mahiyetindeki Bakara Suresi’nin son iki ayeti (Amenerrasulü); imanın esaslarını ve duayı içeren muazzam bir hazinedir. Üçüncüsü ise Şefaat Müjdesidir; Allah’a ortak koşmayanların günahlarının affedilebileceği müjdesi, ümmetin yüreğine su serpmiştir. Bu hediyeler, Miraç Kandili’ni sadece bir kutlama değil, bir şükür ve yenilenme gecesi yapar.
15 Ocak 2026 gecesi idrak edeceğimiz Miraç Kandili, manevi bir "resetlenme" fırsatıdır. Bu geceyi ihya etmek; sadece şekilsel ibadetlerle değil, kalbin derinliklerine inerek mümkündür. Öncelikle samimi bir tövbe ile ruhsal yüklerden kurtulmalı, varsa küskünlükler sonlandırılmalıdır. Kaza namazı kılmak, Kuran-ı Kerim okumak ve özellikle Peygamberimize salavat getirmek gecenin nurunu artırır. Ancak en önemlisi, "Namaz müminin miracıdır" şuuruyla, o gece kılınacak namazı sanki son namazımızmış gibi huşu içinde eda etmektir. Eller semaya kalktığında sadece kendimiz için değil, tüm mazlumlar ve insanlık için dua etmek, Miraç’ın evrensel ruhuna en çok yakışan davranıştır.







