top of page

Amatör Mantar Toplayıcılığı Neden Bir "Hastalığa" Dönüşür?

  • Yazarın fotoğrafı: Sena Hacıoğlu
    Sena Hacıoğlu
  • 20 Oca
  • 2 dakikada okunur


Söylediğiniz cümle, mikoloji (mantar bilimi) dünyasında o kadar bilinen bir gerçektir ki, buna literatürde ve halk arasında özel isimler bile verilmiştir: "Mantar Humması" (Mushroom Fever). Amatör bir toplayıcı ilk kez ormanın derinliklerinde, yaprakların altına gizlenmiş kusursuz bir Kuzugöbeği veya Porçini (Çörek Mantarı) bulduğunda, beyinde yaşanan kimyasal reaksiyon, bir kumarbazın büyük ikramiyeyi kazandığı andakiyle neredeyse aynıdır. Bu, dopamin odaklı bir ödül mekanizmasıdır. İnsanlık tarihinin %99'unu "avcı-toplayıcı" olarak geçirdiğimiz düşünülürse, mantar toplamak aslında modern insanın genlerinde uyuyan o kadim "arayıp bulma ve hayatta kalma" güdüsünü tetikler.


"Değişken Aralıklı Pekiştirme" ilkesidir. Ormana her gittiğinizde mantar bulamazsınız; bazen saatlerce boş gezersiniz. Ancak o belirsizlik ve aniden gelen buluş anı, beyni bu eylemi tekrar tekrar yapmaya programlar. Bir mantar avcısı için orman artık sadece ağaçlardan ibaret değildir; okunması gereken bir harita, çözülmesi gereken bir bulmaca ve potansiyel hazinelerle dolu bir oyun alanıdır. Bu kişilerde "Mantar Gözü" denilen bir algı seçiciliği gelişir; yolda yürürken bile farkında olmadan ağaç diplerini taramaya başlarlar, rüyalarında mantar topladıklarını görürler ve mevsim yağmurlarını bir çiftçi gibi takip ederler. Ancak bu tutku, kontrol edilmediğinde tehlikeli bir boyuta, yani sizin tabirinizle patolojik bir duruma evrilebilir.

Hazine Avı Psikolojisi: Dopaminin Gücü


"Tünel Vizyonu", mantar toplayıcılarının en büyük düşmanıdır. Kişi, bir mantar bulduğunda "ileride bir tane daha olabilir" diyerek, havanın karardığını, ne kadar uzaklaştığını veya arazinin ne kadar sarp olduğunu fark etmeyebilir. Birçok kaybolma veya kaza vakası, "sadece bir tane daha" dürtüsüne yenik düşen tecrübeli toplayıcıların başına gelir. Ayrıca bu hırs, bazen güvenlik kurallarının ihlal edilmesine ve "Ben bunu tanıyorumdur herhalde" diyerek şüpheli mantarların sepete atılmasına neden olabilir. Sağlıklı bir merak ile tehlikeli bir saplantı arasındaki ince çizgi, işte tam bu noktada, doğaya ve bilime duyulan saygıda gizlidir. Mantar toplamak, doğanın sunduğu bir "saklambaç" oyunudur. Mantarların kamuflaj yeteneği, onları bulmayı zorlaştırır. Zorluk ne kadar fazlaysa, buluş anındaki haz o kadar yüksektir. Bu durum, kişiyi sürekli olarak "bir sonraki ganimeti" aramaya iter. Bu, biyolojik olarak beynin ödül merkezini sürekli uyarır ve kişiyi yorgunluk hissetmeden saatlerce yürüyebilecek bir motivasyon durumuna (Flow/Akış hali) sokar.

"Mantar Körlüğü": Güvenlik Algısının Kaybolması


Bu "hastalığın" en riskli semptomu, odaklanmanın aşırıya kaçmasıdır. Toplayıcı, yerdeki mantara o kadar odaklanır ki, çevresel tehlikeleri (yaban domuzları, uçurum kenarları, yaklaşan fırtına) göremez hale gelir. Ayrıca, rekabet duygusuyla (başkası bulmadan ben bulayım hırsı) henüz tam olgunlaşmamış mantarları toplamak veya doğayı tahrip etmek gibi etik dışı davranışlar da bu "hummanın" yan etkileridir.

Mikofili: Doğaya Dönüşün Romantizmi


Bu tutkunun olumlu tarafı ise Mikofili (Mantar sevgisi) olarak adlandırılır. Bu "hastalığa" yakalananlar, doğayı sadece bir manzara olarak değil, yaşayan bir ekosistem olarak anlamaya başlarlar. Hangi ağacın dibinde hangi mantarın olacağını bilmek, rüzgarın yönünü, toprağın nemini okumak; modern insanı beton yığınlarından kurtarıp köklerine döndüren meditatif bir süreçtir.


AVIORESBLOG

Künye 

Güncel, doğru ve özgün bilgilerin adresi..

Temsilci: Sena Hacıoğlu

Adres: İstiklal Mah. Çark Cad.  273 nolu bina kat:2 daire: 207 Serdivan/ Sakarya

Türkiye

İletişim: avioresblog@gmail.com

Kullanım Koşulları        Gizlilik Politikası         Çerez Politikası

  • Instagram
  • Pinterest
  • TikTok
  • İş Parçacığı
© Copyright®

2023, AVIORESBLOG tarafından kurulmuştur.

bottom of page